fatih gürçay?

banner_social_media_generic

Arafta Sosyal Medya

Çöp kutusuna gitmek için, gelen kutunuza konmuş e-postaların cılız inlemeleri, twitter’dan gelen “beni de takip et lütfen” mesajlarının çaresiz ötüşleri, yolda görse kafasını çevirecek kişilerden gelen facebook arkadaşlık tekliflerinin sessiz çığlıkları…

‘Pek akıllı’ telefonumuzun, kendini beğenmiş tabletimizin ve emektar bilgisayarımızın ötüşünü baharda çoşan kuşların seslerinden daha fazla duyuyoruz bugünlerde. Hele siz de benim gibi, düzen maksadıyla tüm hesapları birbirine bağlayan ve her cihazla bu hesapları senkronize etmeye çalışan biriyseniz, sabahları kuşların ötüşü(!) ile uyanmanın ne demek olduğunu bilirsiniz. Bu bahsettiğim bildirim cennetinden (ya da kimine göre bildirim cehenneminden) insanların iki çıkarımı oluyor genelde. Birincisi, çoğunun sadece muhalefet etmek için kullandığı “asosyal olmak ve gerçek hayattan soyutlanmak” teorisi, diğeri ise benim gibilerin savunduğu “iletişim halinde kalmak ve hayatı yakalayabilmek” iddiası.

Kaliteli içerik takibi (ve üretimi) yapar, ‘sosyal medya’tik olma hevesine kapılıp bavulunuzu alıp toptan sanal dünyaya taşınmazsanız, esasında çok da dert etmenize gerek yok. Çünkü sosyal medyada kimleri takip edeceğiniz ve kimlerin size ulaşmasına izin vereceğiniz tamamen sizin elinizde. Kontrolü bu anlamda elinizde tuttuğunuz sürece de hiçbir sorun yok. Sorun olmadığı gibi getirdiği nimetler saymakla bitmez.

Siz de biliyorsunuz ki bunların hepsi sanal dünyada ne kadar var olacağınız hakkındaki seçimle ilintili.  Unutmayın seçtiğiniz bir yolda yürürken o yol hakkında söylenmek sadece canınızı daha çok sıkar. Mesela bugünlerin popüler alışkanlığı sanal dünyadaki içerik üreticilerine (blog yazarına, sözlük yazarına, twitter yayıncısına vb ) giydirmek. Lakin kimse daha kaliteli bilgi üreteyim, var olan bilgileri geliştireyim ya da doğruluğunu kontrol edeyim derdinde değil. O zaman söylenmek de sadece boşa enerji tüketimi gibi bir şey olmuyor mu?

Bilgi ve mesaj bombardımanı altında kaldığımız bir gerçek. Ama dediğim gibi doğru kanallardan iletişime açık olmak, sizi yoracak ve bıktıracak sanal kanallarından bazılarından el etek çekmek size önerebileceğim tek çözüm yolu. Sonuçta sanal dünyada  “olmak ya da olmamak” işte bütün mesele bu…”

Sevgilerimle …

Leave a CommentPlease be polite. We appreciate that.

Your Comment