fatih gürçay?

London Eye

Teens In London

Social media is like teen sex, everyone wants do it. Nobody knows how.

Dünyanın en büyük dijital pazarlama konferanslarından biri olan iStrategy’in Londra ayağında, Ken Segall’den iMac’in yaratılışını dinlemiş, String ekibiyle beraber Augmeted Reality’i test etmiş, Wildfire ve WebTrends ekibi ile tanışmış, Capcom’dan Resident Evil’in dijitalde markalaşma aşamalarını öğrenmiş, ve dönmüş ülkeye yaza yaza bu girişi mi yazmış demeyin. Eğer çoğunuz bu yazıya devam edecekse, büyük bir ihtimalle o başlığın nereye bağlanacağını merak ettiğinizdendir =)

Her katıldığım toplantıda, konferansta bir çok markadan bir çok profesyonel ile tanışıyorum, her seferinde hissettiğim şey herkes bir şekilde ne yapmak istediğini biliyor, ama bunu nasıl yapacağı hakkında en ufak bir fikri yok. Firmalar, profesyoneller güveniyorlar birilerine, gözlerini kapatıp teslim ediyorlar kendilerini. Araştırma yok, teklif karşılaştırması yok, elle tutulur bir hedef yok (‘güzel bir şey olsun’ demek smart bir hedef değildir.), en önemlisi bilgi yok birikim yok! İşin ehli insanlarla konuşunca, yenilikleri ve gelişmeleri  yerinde gidip görünce (işin ehli derken bizim ülkemizdeki süslü balonlardan bahsetmiyorum)  vizyon ve bakış açısı değişiyor/gelişiyor.  Yaşadığım topraklar hakkında söylenmek yerine iStrategy’den iz(lenim)lerimi anlatmakta fayda var sanırım =)

-Apple’ı Apple yapan kreatif ekibin bir parçası olan Ken Segall’i canlı dinlemek hayal gibi bir durumdu benim için. Şimdiki iMac’lerin ilk isim önerisinin MacMan olduğunu öğrenmek ve hayalde PadMan, PodMan, PhoneMan isimlerini düşünmek gülümsetti.  Gerçi şimdiki iPad Mini ve  New iPad laflarına da takılan biri olarak çok da üzerinde durmaya gerek yok. O zaman MacMan ismi verilse ve biz ilk olarak iMac düşündük ama vazgeçtik deseler, onla da dalga geçiyor olurdum sanırım, ondan geçelim =)

-Katılan konuşmacı ve sponsor firmalarının üzerinde en çok durduğu konu tüm dijital hesapların (sosyal medya hesapları, web siteleri, crm sistemleri , monitoring yapıları vs) bir arada toplanması idi. Bu teoride güzel bir şey olsa da, Carlsberg firmasında MindJumpers ekibinin yarattığı Social Hub ve Falcon’u kullanan biri olarak, bu birleşimin hiç beklenmedik sorunlara sebep olabileceğini de çok iyi biliyorum. Ülkemizde bu sistemler çok yaygın olmasa da yakın gelecekte neredeyse tüm firmaların bu sistemlere geçeceğini öngörebiliyoruz.

-Konferansta en ilginç standlardan biri de String ekibinin standı idi. Bilmeyenler için; String firması Augmented Reality (arttırılmış gerçeklik) üzerinde çalışmalara yoğunlamış bir ekip. Bazı ütopik örneklerini sergilediler konferansta. Çalışmalar çok değişik bir yere doğru gidiyor. Kişisel düşünceme göre önümüzdeki 2 yıl boyunca  gerçekten hayal gücümüzü zorlayacak ilginç işler çıkacak gibi duruyor. String ’in ilginç çalışmaları için Nike’ın AirJordan için yaptığı projeyi ve Transformers 3 filmi için yapılan oyunu inceleyebilirsiniz diye düşünüyorum.

-Konferansta her firmanın şikayet ettiği, Facebook’taki yöneticilerin ise savunduğu nokta, Facebook’un yeni algoritmasıydı.  Yeni algoritma yüzünden bildiğiniz gibi takipçilerinizin çok azına organik olarak ulaşabiliyorsunuz. Ondan dolayı firmalar artık kendi takipçisine erişmek için bile yüksek yatırımlar yapmak durumunda kalıyor.  Facebook ise bunun doğru kişilere doğru hedefleme yapılabilmek için fırsat olduğunu savunuyor. Nedense çoğu kişi gibi ben de bu çalışmaların borsa ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

-Konferansta göze çarpanlar kadar çarpmayan bir şey de dikkatimizi çekti. Herkes Facebook’tan Twitter’dan Google+’dan Instagram’dan bahsederken kimse Pinterest’in adını anmadı. Kopenhag’da katıldığım bir eğitimde Nordic Facebook Sales Manager’a  Pinterest’i sorduğumda  “genç kızların evlerindeki panodan farksız bir şey, insanlar boş bir trend olduğunu anlayacak” demişti, açıkçası gelecek gördüğüm bir mecra olduğu için inanmak istemiyorum bu yorumlara, biraz zaman gösterecek sanırım kimin haklı çıkacağını. (Pinterest hesabım için www.pinterest.com/gurcayfatih )

-Son olarak benim gibi boş/yapay networking’i ‘al gülüm ver gülüm’ olarak gören ve mümkün olduğu kadar samimi ve sağlam diyaloglar kurmayı seven birinin organizasyonda yapılan yarışmada üçüncülük kazanan tweet’imi paylaşmak istiyorum:

 

Networking çok önemlidir, çünkü günümüzde neyi ne kadar iyi yapabildiğinden çok, kimin neyi ne kadar iyi yaptığını bilip, onla organize bir şekilde nasıl çalışabildiğin önemlidir.

Başladığım gibi bitirmem de güzel olacaktır sanırım:

“A real networking is like strong  relationship, but meaningless networking is like one night stand, in the end dirtiness is guaranteed.“

Sevgilerimle…

Leave a CommentPlease be polite. We appreciate that.

Your Comment